Dramaqueer Sanat Kolektifi, çalışmalarında toplumsal cinsiyet ve beden politikaları üzerine kafa yorarken, yanlarına popüler olanı da alıp, “drama meyilli”hallerini queer tavırlarıyla birleştirir.

LGBTİ+ ve kadın platformlarıyla iş birliği içerisinde olan Dramaqueer, ilk olarak  5. Pembe Hayat Kuirfest etkinlikleri kapsamında “Kendime Kimlik Yaptım” kolaj atölyesi ve “Seni Burada Bekliyoruz” isimli sergiye eşlik ederek adından bahsettirir. Kısa bir süre sonra, yeni katılımcılarla, sayısı ve üretim heyecanı artan kolektif üyeleri, Mersin Onur Haftası kapsamında ‘büyülü’ Hadra hamamında gerçekleştirdiği “Muammalı Çok Hummalı” başlığında  geniş katılımlı bir sergi gerçekleştirmiştir. Bunu takiben iki ayrı şehirde LGBTİ+’larla  bir ay süreyle yapılan atölyeler sonucu, Ankara’ da “İradeyse Hepsi Ben”, Mersin’ de ise “Gittim Gelcem” sergilerinin küratörlüğünü üstlenir. Bunun yanı sıra, kolektifin feminist kadın sanatçıları, Antakya’da  “İki Kadın, Tırnak Bileme” isimli performansını gerçekleştirmiştir. Son olarak, Bülent Ersoy sinemasından yapılan kolaj film gösterimiyle “Sinemada Üç Bülent” ve “Bu İkiliye Dikkat” film gösterimi eşliğinde sinemada toplumsal cinsiyet ve queer film okumaları düzenlemiştir.

 

Kısa bir süre önce ise Dramaqueer ekibi, İstanbul Sanat Derneği’ni kurarak yolculuğuna devam etmektedir..

Dramaqueer Art Collective, art collective creates a platform to discuss, and work on gender and body politics, amongst other issues.

 

The collective’s queer inclination has a broad perspective and follows the agenda of LGBTI+ rights, but doesn’t deny the mainstream.

Dramaqueer first came on stage with the 2015 exhibition ‘Aqui  te esperemos – We are waiting for you here’ for the 5th Pink Life International Kuirfest Film Festival, where they also held the ‘I made myself an I.D.’ workshop.

 In the same year, the group expanded with new members and held an exhibition for Mersin Pride Week called ‘queer with fever’ hosted at the famous Hadra Hamam. A double-city project followed, in which the LGBTI+ participants created art during month long workshops; the results were the exhibitions ‘The will is mine’ in Ankara and ’Gone but will be back’ in Mersin. The most recent activity was a performance called ‘Two women filing their nails’ in Antakya, accompanied by film screenings from the queer and gender perspectives of the Turkish diva, Bülent Ersoy, and films from other prominent camp Turkish actresses in the 1980s.   

 

Dramaqueer art collective recently formed the Istanbul Art Association to carry on its journey professionally.